Basın açıklamasında, aylardır dünyanın gözü önünde devam eden Gazze'deki katliamlara dikkat çekildi. Gazze'nin sadece bir coğrafi bölge değil, insanlık onurunun son kalesi olduğu vurgulanırken, modern dünyanın "insan hakları" maskesinin düştüğü ifade edildi. Yapılan açıklamada; bebek kanıyla beslenen bu vahşi soykırım durana ve abluka tamamen kalkana kadar susulmayacağı kararlılıkla belirtildi.
Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'nın işgal altındaki durumuna değinilen açıklamada, Kudüs'ün özgürlüğünün dünya barışının anahtarı olduğu hatırlatıldı:
"Kudüs zincirliyse İslam coğrafyası esirdir. Mescid-i Aksa'nın zincirleri kırılmadan insanlık prangalarından kurtulamaz."
İsrail'in ancak ve ancak güçten anlayacağının altı çizilen haberde, Türkiye'nin izlemesi gereken yol haritasına dair şu ifadeler yer aldı:
Siyasi, ekonomik ve diplomatik tüm caydırıcı güçler devreye sokulmalıdır.
Sadece "üzüntü" beyan etmek veya kınama mesajları yayınlamak ateşi söndürmez.
Emperyalizmin finansal terörüne ve ekonomik ambargolarına karşı dik durulmalıdır.
İran topraklarına yönelik saldırılar ve Lübnan'ın bombalanmasının, bölgeyi bir ateş çemberine sürükleme projesinin parçası olduğu belirtildi. Millî Görüş hareketinin mezhep ve etnik kışkırtmaları reddettiği vurgulanarak, "Bizim lügatimizde tarafsızlık yoktur; biz hakikatin tarafındayız" mesajı verildi.
Açıklama, provokasyonlara gelmeden, vakar ve sükûnet içerisinde birleştirici bir dille sonlandırıldı: "Zulüm ile abad olanın ahiri berbat olur! Mazlumların gözyaşı, zalimlerin saltanatını mutlaka yıkacaktır."
